Montrö Boğazlar Sözleşmesi Nedir ?

tarafından
194
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Nedir ?

Montrö Boğazlar Sözleşmesi Türk boğazlarından geçiş rejimini ve boğazlar bölgesinin güvenliği işlerini düzenleyen sözleşmedir. 1923’te Lozan Anlaşmasıyla birlikte imzalanan boğazlar sözleşmesinin yerine geçmiştir.

 Türkiye, Lozan Anlaşmasıyla birlikte imzalanan boğazlar sözleşmesinin getirdiği kısıtlamalardan dolayı daima kaygı içinde bulunmuştu. Sözleşmenin imzalandığı tarihlerde. Güncelliğini koruyan silahsızlanma ümitlerini güvenen Türkiye’nin silahlanma yarışının tekrar başlamasıyla duyduğu huzursuzluk giderek artmıştı. Türkiye duyduğu huzursuzluğu ve boğazların statüsünde değişiklik yapılması yolundaki teklifini konu ile ilgili imzacı devletlere duyurduğunda farklı kutuplarda yer almaya başlayan bu devletlerin hemen hepsinden ortak bir anlayış görmüştü. İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın 23/7/1936 tarihli bir notasında. Konu hakkında şu görüşlere yer verilmiştir, Türkiye’nin boğazlar Sözleşmesi’nin değiştirilmesi ile ilgili isteği haklı kabul edilmektedir. Boğazların statüsü ve gemilerin geçiş rejimi ile her zaman yakından ilgilenen Birleşik Krallığın Türkiye’yi desteklemesine paralel olarak Balkan Antantı Daimî Konseyi’nin 4/5/1936 tarihinde Belgrad’da yaptığı toplantıda Türkiye’nin teklifini destekleme kararı alınmıştır. Türkiye’nin girişimi Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin diğer rakipleri tarafından da kabul edilince boğazların rejimini değiştirecek olan konferans 22/6/1936 da İsviçre’nin Montrö kentinde toplanmıştır. 2 ay süren toplantılardan sonra 20/7/1936 da Bulgaristan, Fransa, Büyük Britanya, Avustralya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Türkiye tarafından imzalanan yeni boğazlar sözleşmesi ile Türkiye’nin kısıtlanmış hakları iade edilmiş ve boğazlar bölgesinin egemenliği Türkiye’ye geçmiştir. Türkiye daha önce Sovyetler Birliği ile yaptığı saldırmazlık anlaşması uyarınca Sovyetler Birliği’nin de desteği alınmıştır.

Montrö Anlaşmasına uyarınca;

Savaş zamanında Türkiye savaşan değilse, bayrak ve yük ne olursa olsun boğazlardan geçiş ve gidiş geliş özgürlüğünden yararlanacaklardır.

Savaş zamanında Türkiye savaştaysa, Türkiye ile savaşta olan bir ülkeye bağlı olmayan ticaret gemileri. Düşmana hiçbir biçimde yardım etmemek koşuluyla boğazlardan geçiş ve gidiş geliş özgürlüğünden yararlanacaklardır.

 Bu gemiler geçiş seferlerinde Türk makamlarınca gösterilecek yoldan yapılacaktır.

 Türkiye’nin kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayması durumunda boğazlardan geçiş ve gidiş geliş tam özgürlüğünden yararlanacaklardır. Ancak gemilerin boğazlara gündüz girmeleri ve geçişin her seferinde. Türk makamlarınca gösterilen yoldan yapılması gerekecektir.

 Kılavuzluk bu durumda zorunlu kılabilecek ancak ücrete bağlı olmayacaktır.

 Karadeniz’e kıyıdaş devletler bu deniz dışında yaptırdıkları ya da satın aldıkları denizaltılarını tezgâha koysan ya da satın alıştan Türkiye’ye vaktinde haber verilmişse deniz üslerine katılmak üzere boğazlardan geçirme hakkına sahip olacaklardır. Sözü edilen devletlerin denizaltıları bu konuda Türkiye’ye ayrıntılı bilgiler vaktinde verilmek koşuluyla bu deniz dışındaki tezgahlarda olmak üzere de boğazlardan geçebileceklerdir.

Gerek birinci gerek ikinci durumda denizaltıların gündüz ve su üstünden gitmeleri ve boğazlardan tek başlarına geçmeleri gerekecektir. Savaş gemilerinin boğazlardan geçmesi için Türk hükümetine diplomasi yoluyla bir ön bildirimde bulunulması gerekecektir. Bu ön bildirimin olağan süresi 8 gün olacaktır. Ancak Karadeniz kıyısı olmayan devletler için bu süre 15 gündür.

Boğazlardan geçişte bulunabilecek bütün yabancı deniz kuvvetlerinin en yüksek toplam tonajı 15.000 tonu aşmayacaktır. Herhangi bir anda Karadeniz’in en güçlü donanmasının tonajı sözleşmenin imzalanması tarihinde bu denizde en güçlü olan donanmanın tonajı en az 10.000 ton aşarsa diğer kıyıdaş ülkeler Karadeniz’de donanmalarının tonajlarını en çok 45000 tona varıncaya değin artırabilirler.

Bu amaçla kıyıdaş her devlet Türk hükümetine her yılın 1/1 ve 1/7 tarihlerinde Karadeniz’deki donanmasının toplam tonajı bildirecektir.

Türk hükümeti de bu bilgiyi kıyıdaş olmayan diğer devletlerle milletler cemiyeti nezdinde paylaşacaktır. Bununla birlikte Karadeniz’de kıyıdaş olmayan bir ya da birkaç devlet bu denize insancıl bir amaçla deniz kuvvetleri göndermek isterlerse bu kuvvetin toplamı hiçbir varsayımda 8000 tonu aşamaz. Karadeniz’de bulunmalarının amacı ne olursa olsun kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemileri bu denizde 21 günden çok kalmayacaklardır.

Savaş zamanında Türkiye savaşan değilse, savaş gemileri belirtilen koşullar içinde boğazlardan tam bir geçiş ve gidiş geliş özgürlüğünden yararlanacaklardır. Saldırıya uğramış bir devlete ve Türkiye’yi bağlayan bir karşılıklı yardım anlaşması gereğince, yapılan yardım durumları dışında savaşan herhangi bir devletin savaş gemilerinin boğazlardan geçmesi yasak olacaktır.

 Karadeniz’e kıyıdaş olan ya da olmayan devletlere ait olup da bağlama limanlarından ayrılmış bulunan savaş gemileri, kendi limanlarına gitmek maksadıyla boğaz geçişi yapabilirler.

Savaşan devletlerin savaş gemilerinin boğazlar da herhangi bir el koymaya girişmeleri, denetleme hakkı uygulamaları ve başka herhangi bir düşmanca eylemde bulunmaları yasaktır.

Savaş zamanında Türkiye savaşan ise savaş gemilerinin geçişi konusunda Türk hükümeti tümüyle dilediği gibi davranan bilecektir.

 Türkiye kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayarsa Türkiye savaş durumu geçiş rejimini uygulamaya başlayacak. Ancak Milletler Cemiyeti Konseyi, Türkiye’nin aldığı önlemleri üçte iki çoğunlukla haklı bulmazsa Türkiye bu önlemlerini geri almak zorunda kalacaktır.

 Boğazlar kayıtsız şartsız Türkiye Cumhuriyeti ne bırakılacak. Tahkimat yapmak hakkı tanınacaktır. Türk hükümeti, sözleşmenin savaş gemilerinin boğazlardan geçişine ilişkin her hükmünün yürütülmesine göz kulak olacaktır.

 Sözleşmenin süresi yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak 20 yıl sürecektir. Bununla birlikte sözleşmenin 1. maddesinde doğrulanan geçiş ve gidiş geliş özgürlüğü ilkesinin sonsuz bir süresi olacaktır.

 20/7/1956 da sözleşmenin süresi bitmiş, sözleşmeyi imzalayan devletler Montrö Boğazlar Sözleşmesini değiştirmek için girişimlerde bulunmuşlar ancak başarılı olamamışlardır. Uluslararası Deniz Hukuku Kuralları şartlarında belirtildiği gibi gemilerin uğraksız geçiş hakkı gereği sözleşmenin değişmesi durumunda dahi Türk boğazlarından geçecek hiçbir gemiden zorunlu ücret talep edilemeyecektir.